8 Aralık 2019 Pazar

Scorsese'nin son filmi dijital platformda

Amerikalı sendika lideri Jimmy Hoffa'nın gizemli ölümüne tanıklık ettiğini iddia eden, Hoffa'nın yakın dostu Frank Sheeran'la görüşen Charles Brandt'in kaleme aldığı I Heard You Paint Houses'tan uyarlanan The Irishman (İrlandalı), Netflix'te gösterime girdiğinden beri akan sular durulmuyor. Bu yılın Oscar adayları arasında olacağına kesin gözle bakılan film; üç saat yirmi dokuz dakikaya yayılan, durgun ama sürükleyici anlatısı, olağanüstü çekimleri ve ihtiyar aktörleri CGI'la gençleştirmesiyle, birkaç haftadır sinemaseverlerin heyecanla konuştukları ortak konu haline geldi.

No copyright infringement intended.

Yönetmen Martin Scorsese dahil, Robert De Niro, Joe Pesci, Harvey Keitel ve Al Pacino'nun hepsinin yetmiş beş yaşının üzerinde olduğu İrlandalı'ya bakınca insan, demek ki Hollywood'da ihtiyarlara yer varmış, diye düşünmeden edemiyor. Bu oyuncuların hepsi kadın olsalardı, adına "Altın Kızlar" denir, hatta bütün oyuncuların yaşlı olduğunu hatırlatacak cümleler duyardık (Jane Fonda ve Diane Keaton'lı Book Club'ı hatırlayalım). Oysa İrlandalı'da sanki herkes 35'ten yeni gün almışçasına kimse aktörlerin yaşlarından söz etmedi bile. Birtakım ihtiyar adamların saatlerce birbirleriyle konuştukları filmde, öne çıkabilecek tek kadın karakter olan Peggy'nin yetişkin halini canlandıran Oscarlı oyuncu Anna Paquin'in neden iki buçuk cümle konuştuğu da sorgulanmadı. No country for young women. Well, no country for any women, for that matter.

Üzerinde durulan bir başka konu da farklı dönemlerde geçen filmde, yaşlı aktörlerin gençlik hallerinin makyajla değil CGI'la kotarılmış olmasıydı. CGI, aktörlerin auralarını değiştirmemiş. Bence gençlik hallerini daha genç aktörlere şans vererek anlatmalıymış Scorsese, ama tabii bana sormadı :) Sorsaydı önerilerim olurdu elbette.

Film, Netflix'te olduğu için Scorsese, "Bari telefondan izlemeyin" diyerek izleyiciden ricada bulunmuş. Sinemada izleme şansımız olsaydı, onu da yapardık ama streaming dışında bir opsiyonumuz şimdilik bulunmuyor. Dolayısıyla bu dijital çağda telefondan izlemek hakkına da sahip olduğumuzu düşünüyorum. "Beyazperde" çoktan yerini streaming mantığı ve abonelik sistemiyle hayatını sürdüren platformlara bıraktı ve bu çağda izleyiciyi sınırlamak olanaklı değil. Tabii ki usta yönetmenin hatırını kıracak değiliz, en azından büyük bir tablette izleriz.

İrlandalı kesinlikle "bunu izle" denecek bir film. Benden aldığı puan 8/10.
IMDB analizi de 8 civarında seyrediyor.
Kaçırmayın. Gerçi kaçırmanız mümkün değil, dil alışkanlığı işte. Film bir dijital platformda yer alıyor ve muhtemelen sonsuza kadar orada kalacak. Abone filan olun bari, ne diyeyim :) Özellikle 2019 yılının Oscar adayları açıklanmadan önce mutlaka izlemenizi öneririm.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder